Chicago'da düzenlenen temaslar kapsamında Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir dönemin sinyalini verdi. Bolat, iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 2028 yılı sonunda 50 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini ifade etti. Bu açıklama, özellikle son yıllarda dalgalı bir seyir izleyen ticari ilişkiler açısından dikkat çekici. Zira ABD, Türkiye'nin en büyük ticaret partnerlerinden biri olmasına rağmen, potansiyelinin oldukça altında bir hacme sahip. Peki bu hedef neden önemli ve nasıl gerçekleşebilir?
Mevcut Durum: 38,5 Milyar Dolarlık Hacim
Bolat'ın verdiği bilgilere göre, 2025 yılında Türkiye ile ABD arasındaki toplam dış ticaret hacmi 38,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin büyüklüğünü gösterse de, Türkiye'nin toplam dış ticaret hacmi içinde ABD'nin payı hâlâ yüzde 5 civarında. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Türkiye'nin Almanya ile ticaret hacmi 50 milyar doların üzerinde. Yani ABD ile hedeflenen 50 milyar dolar, aslında mevcut potansiyelin harekete geçirilmesi anlamına geliyor.
Bolat, 2026 sonunda bu rakamın 42-43 milyar dolara çıkacağını öngördüklerini de sözlerine ekledi. Bu, yıllık ortalama yüzde 10 civarında bir artışa işaret ediyor. 2028 için öngörülen 50 milyar dolar ise, 2026'dan sonraki iki yılda yıllık yaklaşık yüzde 8-9'luk bir büyüme anlamına geliyor. Bu tempoyu yakalamak, küresel ticaretin seyri ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak iddialı ama imkânsız değil.
Hedefe Giden Yolda Öne Çıkan Alanlar
Türkiye'nin ABD'ye ihracatında son yıllarda çeşitlenme dikkat çekiyor. Geleneksel olarak tekstil, hazır giyim ve gıda ürünleri ağırlıklıyken, son dönemde otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, makine ve savunma sanayi ürünleri öne çıkıyor. ABD'li şirketlerin Türkiye'deki yatırımları da artışta. Özellikle enerji, sağlık ve teknoloji alanında ortak girişimler gündemde.
Bakan Bolat'ın Chicago ziyareti sırasında TOBB Türk Ticaret Merkezi'ni ziyaret etmesi ve YLDA (Yurt Dışı Lojistik Dağıtım Ağları) çalışmalarını değerlendirmesi tesadüf değil. Türkiye, ABD pazarında daha etkin olabilmek için lojistik altyapısını güçlendirmeye çalışıyor. Chicago, ABD'nin orta batısına açılan kapı olarak stratejik bir konumda. Burada kurulacak bir merkez, Türk ihracatçılarının dağıtım maliyetlerini düşürebilir ve teslim sürelerini kısaltabilir.
Potansiyel Sektörler ve Fırsatlar
- Savunma ve havacılık: Türk savunma sanayi son yıllarda ABD'den önemli siparişler alıyor. İHA ve parça üretiminde iş birlikleri artabilir.
- Yenilenebilir enerji: ABD'nin yeşil dönüşüm hamlesi, Türk güneş paneli ve rüzgar türbini üreticileri için yeni pazarlar yaratabilir.
- Yazılım ve teknoloji: Türkiye'nin genç nüfusu ve mühendislik birikimi, ABD'li teknoloji devleriyle ortaklıkları derinleştirebilir.
- Tarım ve gıda: Fındık, kuru meyve ve zeytinyağı gibi ürünlerde ABD pazarında talep istikrarlı.
Ancak bu fırsatların hayata geçmesi için sadece ticaret anlaşmaları yeterli değil. Vize süreçleri, gümrük vergileri ve lojistik gibi yapısal engellerin aşılması gerekiyor. Özellikle ABD'nin çelik ve alüminyumda uyguladığı ek vergiler, Türk ihracatçısını zaman zaman zorluyor. Bolat'ın ziyareti sırasında bu konuların da gündeme gelmiş olması muhtemel.
Hedef Neden Önemli?
50 milyar dolarlık ticaret hacmi, sadece bir rakam değil. Bu hedef, Türkiye'nin küresel ticaretteki konumunu güçlendirmesi açısından kritik. ABD, dünyanın en büyük ithalatçısı konumunda. Türkiye'nin bu pazardan daha fazla pay alması, döviz girdisini artıracak ve cari açığın kapanmasına katkı sağlayacak. Ayrıca, ABD ile ticaretin artması, Türkiye'nin uluslararası yatırımcılar nezdindeki algısını da olumlu etkileyebilir.
Öte yandan, ABD ile ilişkiler sadece ekonomik değil, stratejik bir boyuta sahip. Ticaretin artması, iki ülke arasındaki siyasi diyalogu da güçlendirebilir. Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor: Ticaret hacmindeki artış, siyasi gerilimlerden bağımsız düşünülemez. Geçmişte yaşanan krizler, ticari ilişkilerin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi.
Rakamlarla Türkiye-ABD Ticaretinin Seyri
Son beş yıla baktığımızda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin dalgalı bir seyir izlediğini görüyoruz. 2020'de pandemi nedeniyle düşüş yaşanmış, 2021'de toparlanma başlamış, 2022'de ise enerji fiyatlarındaki artışla birlikte ithalat kalemi büyümüştü. 2023'te ise ihracatımız rekor kırmıştı. 2025 için açıklanan 38,5 milyar dolar, aslında uzun vadeli ortalamanın üzerinde. Bu da potansiyelin olduğunu gösteriyor.
Ancak unutmamak gerekir ki, ABD'nin uyguladığı ticaret politikaları ve küresel ekonomik konjonktür, bu hedefin tutturulmasını etkileyebilir. Örneğin, ABD'de seçim dönemlerinde korumacılık eğilimleri artabiliyor. Ayrıca, doların güçlenmesi Türk ihracatçısını fiyat rekabetinde zorlayabilir. Yine de Bakan Bolat'ın öngörüsü, mevcut ivmenin sürdürülebilir olduğu varsayımına dayanıyor.
Olası Etkiler ve Beklentiler
Eğer öngörü gerçekleşirse, Türkiye ekonomisi için birkaç önemli sonuç doğabilir. Öncelikle, ihracatın artması istihdamı destekler. Özellikle KOBİ'lerin ABD pazarına girmesi, yeni iş imkânları yaratır. İkincisi, döviz girdisinin artması cari açığın finansmanını kolaylaştırır. Üçüncüsü, ABD'li yatırımcıların Türkiye'ye ilgisi artabilir. Ancak bu olumlu senaryonun yanında riskler de var: Ticaret açığının büyümesi, ithalata bağımlılığı artırabilir. Bu nedenle, ihracat odaklı büyüme stratejisi önemini koruyor.
Bakan Bolat'ın açıklamaları, hükümetin 2028 vizyonunda ABD'ye özel bir yer ayırdığını gösteriyor. Chicago'daki Türk Ticaret Merkezi ve YLDA projeleri, bu vizyonun somut adımları. Önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaretlerin ve iş forumlarının artması beklenebilir. Türk iş dünyası da bu hedefe ulaşmak için daha agresif pazarlama stratejileri geliştirmeli.
Sıkça Sorulan Sorular
ABD ile dış ticaret hacmi 2028'de gerçekten 50 milyar dolara ulaşır mı?
Bu bir öngörü. Mevcut veriler ve büyüme trendi dikkate alındığında ulaşılabilir görünüyor, ancak küresel ekonomik koşullar, döviz kurları ve siyasi ilişkiler bu hedefi etkileyebilir. Kesin bir garanti yok.
Türkiye'nin ABD'ye en çok sattığı ürünler neler?
Otomotiv yan sanayi, makine, hazır giyim, gıda ürünleri (fındık, kuru meyve), beyaz eşya ve savunma sanayi ürünleri öne çıkıyor. Son yıllarda yazılım ve teknoloji ihracatı da artıyor.
Bu hedefe ulaşmak için hangi sektörler teşvik edilecek?
Savunma, yenilenebilir enerji, yazılım, tarım ve lojistik gibi katma değeri yüksek alanlar öncelikli. Ayrıca KOBİ'lerin ABD pazarına girişini kolaylaştıracak destek programları gündemde.
Dış ticaret hacmindeki artış Türkiye ekonomisine nasıl yansır?
İhracat artışı istihdam yaratır, döviz girdisini çoğaltır ve cari açığın kapanmasına yardımcı olur. Ayrıca uluslararası yatırımcı güvenini artırabilir. Ancak ithalat da artarsa dış ticaret açığı büyüyebilir.
ABD pazarında Türk ürünlerinin şansı nedir?
Kalite ve fiyat rekabeti açısından Türk ürünleri güçlü. Ancak markalaşma, pazarlama ve lojistik maliyetler önemli engeller. Doğru stratejiyle pazar payı artırılabilir.

